3 Mayıs 2008 Cumartesi

CAM TAVAN SENDROMU


''Bir seyin imkânsiz olduguna inanirsaniz, akliniz bunun neden imkânsiz oldugunu size ispatlamak üzere çalismaya baslar.
Ama bir seyi yapabileceginize inandiginizda, gerçekten inandiginizda, akliniz yapmak üzere çözümler bulma konusunda size yardim etmek için çalismaya baslar'

Dr. David J. Schwartz



Bilim adamlari pirelerin farkli yükseklikte ziplayabildiklerini görürler.Birkaçini toplayip 30 cm yüksekligindeki bir cam fanusun içine koyarlar. Metal zemin isitilir. Sicaktan rahatsiz olan pireler ziplayarak kaçmaya çalisirlar ama baslarini tavandaki cama çarparak düserler. Zemin de sicak oldugu için tekrar ziplarlar, tekrar baslarini cama vururlar. Pireler camin ne oldugunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engelledigini anlamakta zorluk çekerler. Defalarca kafalarini cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 cm fazla zipla(ya)mamayi ögrenirler. Artik hepsinin 30 cm zipladigi görülünce deneyin ikinci asamasina geçilir ve tavandaki cam kaldirilir.

Zemin tekrar isitilir. Tüm pireler esit yükseklikte, 30 cm ziplarlar! Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yüksege ziplama imkânlari vardir ama buna hiç cesaret edemezler. Kafalarini cama vura vura ögrendikleri bu sinirlayici 'hayat dersi' ne sadik halde yasarlar. Pirelerin isterlerse kaçma imkânlari vardir ama kaçamazlar. Çünkü engel artik zihinlerindedir. Onlari sinirlayan dis engel (cam) kalkmistir ama kafalarindaki iç engel (burada 30cm'den fazla ziplanamaz inanci) varligini sürdürmektedir.
Bu deney canlilarin neyi basaramayacaklarini nasil ögrendiklerini göstermektedir. Bu pirelerin yasadiklarina 'cam tavan sendromu' denir. Bir insanin gelebilecegine inandigi en üst nokta, onun cam tavanidir. Cam tavaniniz hayallerinizin tavan yüksekligini gösterir.Yapabileceginiz düsündügünüz kadardir. .

1 Nisan 2008 Salı

Pişiklere Domuz Yağı...

Herkezin önyargıları vardır kendince,
Bazısı kabul eder,bazısı reddeder.
Ben kabul edenlerdenimdir.Körü körüne ,geri dönülemez aptalca değil ama,
vardır işte önyargılarım müsbet ya da menfi.
Bunlardan biriside ilaçlar.
Ağrı kesici bile kullanmamaya çalışırım.
Çok sıkışırsam belki bi aspirin alırım.
Doğal yöntemlerle çözmeye çalışırım.
Okuyoruz,duyuyoruz,görüyoruz,e üzerine bi de araştırıyoruz kendimizce,
Neyse mevzu o değil,
Kızım 2,5 - 3 aylık vardı yoktu.Geçmiş zaman tam hatırlamıyorum yalan olmasın.Bebeydi yani.
Çoğu bebekte olduğu gibi pişik oldu poposu,
Ama ne pişik
Kabartı kızarıklık hat safhada,çocuğun canı yanıyo, uyuyamıyo yavrum.
Pişik kremleri deniyoruz doğal olarak ama nafile,kafamıza göre de değil,Doktor ne dediyse o..
Olmadı çözemedik...Bu arada pişikler iyice abardı..
2-3 gün sonra bir arkadaşın babaannesine denk geldik.Kadın Bulgar göçmenlerinden.
Domuz yağı sürün oğlum dedi
Domuz yağı ne teyze dedim,nası bişey nerde bulunur.
Bulgar pazarı var oğlum dedi,yerini tarif etti.
Başta tereddüt ettim hadi ya dedim yanından ayrılınca.
E bide müslümanız Elhamdülillah...Ama domuzu yemek haram sonuçta bu ilaç..
Gerçi Kocakarı ilaçlarına herzaman güvenmişimdir aptalca ve mantık dışı olmadıkça,
neyse, evlat tatlı,can dayanmaz.
gittim pazara
buldum domuz yağını,aldım
Doğru eve, o akşam güzelce temizlersin bebişin poposunu, sürersin domuz yağını
meret bir kötü kokuyor
Ertesi sabah bez açıldığında gördüğüme inanamadım..
Pişikten eser yok...Altta pespembe deri...ve mutlu son...
Diyorum ya, önyargıları da yargılamak lazım bazen.....